11 Haziran 2011 Cumartesi

Seçim Sizi Öldürür!

Yarın Türkiyeli vatandaşlar(!) sandıklara koşup geleceklerini oy(a)layacaklar! Kesinlikle öyle, yarından sonra sömürü düzeni ağırlaşarak devam edecektir. Oy kullanan insanların, seçimlerin hayatlarında olumlu ya da olumsuz hiçbir değişiklik olmayacağına emin olmasına rağmen, oy oranı yüzde yetmişleri geçecektir yine. Neden böyle peki, siyasetin bunca güvensizlik etiketine ve geçmiş kötü tecrübelerine rağmen neden insanlar seçimleri ve demokrasiyi bu kadar önemsiyor? Hayatının önemli bir noktası, virgülü, ünlemi, bağlacı velhasıl kelimesi, kurduğu cümlesi ve anadili haline getiriyor? Çünkü tekno-endüstriyel uygarlığın yarattığı yoksul ve sefalet içindeki yığınları sisteme dahil etmenin en basit ve kanıksanmış yolu bu. Kentin, ilerlemenin, kalkınmanın, uygarlığın mutluluk verici, estetik, güzel ve alternatifsiz bir dünya olduğuna körü körüne inanan insanların sistemle entegrasyonunu seçimler kadar güzel provoke eden bir araç henüz icat edilmedi hâlâ. Politikacıların kıçını yaladığı milyar dolarlık dev şirket canavarları, terörist devletler, ekonomik ayrıcalıklarını sırasıyla kullanan yerel besleme tüccarlar ve tüm bunların ölümcül bir virüs gibi çoğalan akrabaları, aileleri, çalışanları, ücretlileri, çocuk sahibi olmak isteyenleri, reklamlarla yönlendirilenleri vs. tuttuğu tarafın eline sayacağı akçeleri uğruna boka batan kafalarını sandıktan çıkarmayı düşünmüyor. Efendilerine ucuz işgücü ve emek sağlamak için bilinçli olarak yaratılan işsizlik ateşine salakça odun atmaya devam ediyor. Bu uğurda emeğini satmaktan, aşağılanarak yönetilmekten, işyerinde hakarete uğramaktan, sürekli tüketerek çevresini yok etmekten, hayvanları aşağılık yöntemlerle acı içinde öldürüp birer mamül haline getirilip satılmasına alet olmaktan gocunmuyor. İktidar denen tahakküm kralı cinayet makinasının basit ama etkili yönetemlerini reddetmekten geçiyor kurtuluş. Evet iktidar yöntemleri kanlı ve güçlü; polisiyle, askeriyle, gelenekleriyle, diniyle, okuluyla, yönettiği ve beslediği egolarıyla... Kabul etmemekle başlar her şey, bir kıvılcım yeter kokuşmuş ve eskimiş otoriteyi yakmaya. Bunu isyanla mı, toplum düşmanlığıyla mı yoksa komünal bir refleksle mi yaparsınız bilmiyorum ama ben fena halde sıkıldım bu erk(ek)lerden, güçten, iktidar dilinden, şiddetten, nefretleri besleyen bu sevgisizlik ortamından. Bu pazar sokağa çıkın, sohbet edin, dans edin, sevişin, duvarları boyayın, koşun, bağırın, lastik yakıp devlet kurumlarının, camiilerin camlarını kırın, üretim çiftliklerini ateşe verin ve sevgi adına provoke edin insanları ama sandığa gitmeyin, çünkü seçim sizi öldürür.