9 Nisan 2011 Cumartesi

MAVİLEŞEN, MORLAŞAN, KIRMIZILAŞAN VE KARARAN İÇLERE

bu pencere benim mi bilmem
bir bahar geçiyor dışından
tüm yeşiliyle upuzun etekli
penceremin dışından geçiyor zaman
hurçlara sarılı yazlıklar
babamın gençlik fotoğrafları
albümlerde gizli kardeşimin saçları
tozlu kutularda duruyor kaybolmamışsa
onlar içeride benimle pencerenin içinde
kısa kollu ve bacaklı akdeniz çocukluğum da yanımda
kumda yanan ayaklarım hâlâ tuzlu
mavi deniz, mor karpuz, kırmızı tenlerimiz
kararan yediğim tokatlar
acıtır canımı gece bazen uykumda bile
balkonsuz ve terassız yalnızlığımı saran koca bir hiçlik
tepeden tırnağa bir kadın gözlerim
pencereden sızan koyu ışık altında
kasıklarında kirlenmemiş bir gelecek uyuyor
gel dindir acımı sevgilim
seninle birlikte
görevleri belli olmayan
serseri bulutlar gibi
inelim bir kentin üzerine
aşıklarla çocuklar sevinsin
üzülsün babalar
bir takım iri yarı adamlar
karartsın yine yürüdüğü yerleri
uzanalım öylece
aramızda yatan aşkın kulunçlarından öpelim
aşk pembe elleri ile alnımızdaki terleri silsin
pencereden bakmayalım

4 yorum:

  1. hadsizce ''kasıklar''kelimenizin kulağından çekiyor, tek ayak üstünde cezada bırakıyorum.geri kalan şiirinizede yıldızlı pekiyi vermek istiyorum. ama siz sanat sanat içindir diyorsanız ; entellektüel küçümseme bakışıyla şair kendini tekrar ediyor demek istiyorum...

    YanıtlaSil
  2. çok teşekkür ederim yorumlar için kibritçi kız. kullandığın mahlanın hakkını veriyor yorumların aydınlatıyorsun karanlığı ya; ben ışıktan korkarım sana benzemediği için. evet kasık fetişistiyim ben biraz biraz da ayak, bunun sosyolojik ve travmatik analizi için bakınız: http://ostrojenengellenemez.blogspot.com/ :p

    YanıtlaSil
  3. "aşk pembe elleri ile alnımızdaki terleri silsin"
    daha güzel anlatılabilir miydi bilmiyorum...

    YanıtlaSil
  4. bakmaz olaydım ! görüşmmemek üzere...

    YanıtlaSil