9 Haziran 2011 Perşembe

BELİRSİZLİK

Uyuyamıyorum. Karanlık. Belli belirsiz bir korku dolaşıyor küçük odamda. Önce tavanı, duvarları ve yerleri kolaçan ediyor sonra arkama geçip enseme doğru yaklaşıyor sezdirmeden. Orada olduğunu biliyorum, hemen arkamda duruyor korku. Gerçekten korkuyu görüp onu afişe edebileceğimi hissederek kolumu sol tarafıma atıp usulca dönüyorum. Soğuk duvarı tenimde hissediyorum, o soğuklukla birlikte korku da içime giriyor ve o anki yalnızlığıma yapışıyor.

Gecenin hayli ileri bir saati sanırım. Sessizlik tüm heybetiyle kentin kenarındaki odamı kucaklıyor. İçimdeki belirsiz ve tuhaf huzursuzlukla doğruluyorum yatakta. Nedenler ve nasıllarla gölgelenen cümleler akıyor düşüncelerimden. Kafamı yastığa koyup hiçbir şey düşünmeden uyumamak için belirgin bir neden bulamıyorum. Kimsenin varlığımdan haberdar olmadığı, beni düşünmediği ve umursamadığı bu muğlak ve karanlık gecenin kör saatinde acıya duyarsızlaşan algılarım belirsiz ve tuhaf sinyaller yayıyor.

Kafamın içinde dolanıp duran belirsiz bir intihar sahnesi var. İzlediğim bir videodan kalan belirsiz görüntüleri tekrar tekrar çekiyor beynim. Orta yaşlarını geçmiş, pantolonuna sıkıştırmadığı gömleği ile kilolarını başarısızca gizlemeye çalışan, tıknaz, esmer ve bıyıklı bir erkek, güvenlik kamerasına kaydedilmiş on saniyelik görüntüde sandalyede sıkılarak oturuyor. Elinde alelade bir plastik su şişesi var. Derken aniden elindeki su şişesini yanındaki masaya koyarak pantolonuna sıkıştırdığı tabancayı çıkararak tam başının yanına dayıyor ve tetiği çekiyor. Tabancası yere usulca kayarken kolları yana açılıp tuhaf bir şekilde kasılıyor ve geriliyor. Yüzünde belirsiz bir ifade ile oracıkta ölüyor.

Her şey 4-5 saniyede olup biterken intihar eden adamın ayak ayak üstüne atmış olduğu halde son karesinin hafızama sonsuza dek kazındığını hissediyorum belirsiz bir buruklukla. Karanlık bir sessizliğin içinde yalnızlığıma yapışan korkuyla birlikte yatağımda öylece oturup büyüyen gözbebeklerimle karşı duvardaki romantik stikırları belli belirsiz seçerken, intihar eden adamın tabancasına davranmadan önce o dört saniyede aklından neler geçirdiğini tahmin etmeye çalışıyorum.

Eminim belirgin bir nedeni yoktu intiharının. Yakınları asla intiharına bir anlam veremeyecek "o intihar edecek insan değildi" diyeceklerdir. Muhtemelen yaşadığı kırk küsur yıl boyunca hayatın yaşanmaya değer olmadığına kendini sessizce ikna etmeye çalışmış ve muğlak, belirsiz bir gecenin kör saatinde dört saniye içinde şaşmaz bir kararlılıkla tetiği çekmişti. Var olmanın acısını hissederek ve intihar eden adama karşı içimde bir sevgi besleyerek, yorgun ve biraz daha bitkin bir şekilde başımı yastığa koydum hiçbir şey düşünmeden belirsiz bir uykuya dalacağımı anlayarak.