5 Ocak 2011 Çarşamba

PARKTA ESEN SERT RÜZGARA RAĞMEN

kolsuz
dışı, parlak bordo renkli sentetikten
içi, miflon iki yanlı da giyilebilen ceketi
ceketinin altında kapişonlu bir moda kazak
onun altında siyah bir pantalon
yine siyah spor ayakkabılarına rağmen
etrafı geniş yollar
yüksek apartmanlarla çevrili
palmiyeler, ardıçlar, turunçlarla
süslenmiş bir parkta
üzeri sarmaşıkla bezeli
açık yeşile boyanmış bir kamelyada
öylece oturmuş okuyordu adam
hiçbir şey yapmıyordu
sert bir rüzgar esiyordu
ve soğuktu hava
rüzgar, geç gelen kıştan sararıp düşen
irili ufaklı sarı yaprakları
kamelyada oturan adama doğru
hırçınlaşarak savuruyordu
parkta esen sert rüzgara rağmen
adam sadece okuyordu
hiçbir şey yapmadan oturuyordu
biraz kolları üşüyordu sanki
kapişonunu örttü başına
sonra ceketinin fermuarını çekti
boylu boyunca
içindeki kasvete ve korkuya prim veren
soğuk rüzgarı daha çok hissederek
ve elleri biraz daha üşüyerek
ama hiçbir şey yapmadan
açık yeşile boyalı kamelyada
oturmaya ve okumaya devam etti
belediyenin çöpçüsü
parktaki kuru ve sarı yaprakları
süpürmeye çalışıyordu
esen sert rüzgara rağmen
sakalları uzamış birisi
simitle ayran içmiş
üzerine sigarasını yakmış
tüttürmeye başlamıştı az ötede
esen sert rüzgara rağmen
iki-üç yaşlarındaki çocuğunu
kucağına almış
kaydıraktan kayıyordu
başını beyaz bir başörtü ile örtmüş
genç bir dilenci
mutluluğuna utanarak
esen sert rüzgara rağmen
çocukluğunda başından aşağıya
kaynar su dökülmüş birisi
yarısı saçsız başıyla
parkta oturup hiçbir şey yapmadan
okuyan adama bakıyordu
sert esen rüzgara rağmen
serçeler uçuyordu
çimenler hâlâ yeşildi
gökyüzü griydi
kimse kimseyi öldürmüyordu
caddeden gelen gürültü
soğukla karışıyordu
yaşanması gereken hayatların zamanı
usulca ve bir yok oluşa hizmet edercesine tükeniyordu
yanık lastik kokusu geliyordu bir yerlerden
ama adam açık yeşile boyalı kamelyada
hiçbir şey yapmadan okuyordu
ve oturuyordu
parkta esen sert rüzgara rağmen...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder