22 Kasım 2010 Pazartesi

S.O.S MEKTUBU

Bu ben değilim. Yokum ben aslında. Bilgisayarın karşında oturup ne yazacağını düşünen ve kendine acıyan adam aslında hiç yok. Olmadı hiç. Akşama doğru da hiç çıkmadım dışarı. Kenti ikiye ayıran nehirden yukarı doğru çıkarken bu kez her zamankinin tersi istikamette aslında yoktum. Kaldırımla yolun arasındaki o kimsenin kullanmadığı kulvarı işgal ediyordum giderken ve herkes üzerime sürüyordu arabasını çünkü yoktum ben görünmezdim. Kimse çekilmedi önümden nehir boyunca ilerlerken. Kimse görmedi beni, frenim yoktu, zilim de yoktu, çünkü ben yoktum. Havanın güzel olduğunu fırsat bilip nehir kenarına oturmuş aileler mangallarını yellerken dumanların içinde geçip o iğrenç tahakkümleri ve ceset kokularını içime çekmedim hiç yoktum çünkü ben yaşamıyordum. Kafamı ne yana çevirsem oradaydı insanlar ne kadar zordu kaçmak, ben olmasam da, beni görmeseler de, yok olsam da görüyordum insanları. Hiçbir şey olmuyordu aslında. Değişen bir şey yoktu. Her şey bir hiçlikten ibaretti. Ya da değildi. Bilmem olanaksızdı yoktum ki ben aslında. Hızla sürüyordum bisikletimi. Frenim yoktu ben yoktum. Kaçamıyordum yine de insanlardan.

Çocukluğumu hatırladım. İşte orada nehrin kenarında yüzmeye gidişimizi babam ve kardeşimle. Kocaman bir karpuzla giderdik, nehirde yüzüp yoruldukça yerdik karpuzu. Nehire sarılırdık. Kimsecikler olmazdı nehrin kenarında. Güneş yakardı sırtımızdaki kirleri. Artık yok o sessizlik. O nehir yok. O boşluk yok. Evler doldurmuş her yanı. Kocaman güzel evler her yerde. İnsanlar geziyor her yerde. Hatıralarım yok, ben yokum, bisikletim yok. Üzerime üzerime geliyor arabalar, ölmekten korkuyorum ama yokum ki ben. Bir araba korna çalsın diyorum bana, hissetsin beni, küfretsin hatta, arabadan inip dövsünler beni ama hayır yokum ben. Kimse farkımda değil, görmüyorlar beni. Oysa karnm acıkıyor, sevişmek istiyorum, gülmek istiyorum, bir nedenden dolayı ağlamak, kavga etmek, küfretmek nefretle, sinirlenmek, istemek herhangi bir şeyi, yağmur yağdığında çam kokuları dolar Çukurova'ya bilen bilir işte o yağmurda ıslanmak istiyorum, yalansız bir kadın istiyorum çünkü hiçbir ağaç yalan söylemez, ama yokum ki ben. Hiç olmadım hatta, kimse farkımda değil, duymuyorlar beni, hissetmiyorlar, gözlerinin içine bakıyorum ama gözlerini bile kaçırmıyorlar çünkü yokum ben. Var olmadım hiç sanki. Yokluk bir sonsuzluk.

İşte nehir bitti sonunda. Yol bitti. Arabalar bitti. Evler bitti. İnsanlar bitti. Elektirik telleri bitti. Kocaman bir boşluktayım. Gökyüzü var burada. Göle vardım. İndim bisikletimden. Oturdum gölün kenarına. Su berrak, hafif ve ılık bir esinti yalıyor tenimi. Fazla olan hiçbir şey yok işte burada ve şimdi. İki karış yukarıda ufuktan güneş ve görüyor beni. Isıtıyor, alıyor gözlerimi, hiç kaçırmadan bakıyorum güneşin gözlerine o da bana bakıyor gülümsüyor farkımda benim. Sessizlik de farkımda, gölün kenarındaki minicik dalgalar da farkımda, bir şeyler fısıldıyor işte bana, adını bilmediğim kuşlar uçuyor tepemde onlar da görüyor beni, gölün kenarında yosunların ve sazlıkların kokusu da farkımda, suya giren ayaklarımda hissediyorum soğukluğu mevsim de farkımda, karşı kıyıdaki ağaçları görüyorum o zaman onlar da farkımda... Her şey farkıma varıyor sanki burada. Ben varım sadece. Kimse yok. İnsanlar yok ama izleri burda. Boş bira şişeleri, poşetler, sigara kutuları, çer çöp... İşte yine yok oluyorum. Bir umutla sarılıyorum oysa o boşluğa, beni var edecek kimsesizliğe. Aklımda boş şişeler var sadece, yoklukla varlık arasındaki o acımtırak çizgide şişenin içinde gizli bir s.o.s mektubu arıyor kalbim.

21KAS'10ADN

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder