22 Ekim 2010 Cuma

HİÇBİR ŞEY DEĞİŞMİYORSA

gün aydınlanmıyor!
günlerin aydınlığı
pencerenin genişliği ile kısıtlı
geçmişimiz nereye gidiyor
nerede unutuldu gelecek
öylece beklemek olmamalı
zaman dediğimiz şey
yaşlanmak olmamalı
çık evinden, işyerinden, bürondan, ofisinden,
toplantı odalarının sıkıntısından,
müdürün karşısındaki pespayeliğinden çık,
çık fabrikandan, tekstil atölyenden, son ütücünün terinden,
işçinin emeğinden çık
çık sahte tebessümlerden, yardakçılıktan, yalakalıktan, yağdanlıktan
beklentilerinden çık
çık 'bir gün işimize yarar'lardan, 'ne me lazım'lardan
çık çocuklarının hayatından
annenin sevgisinden
babanın maaşından
ailenden çık
çık okullardan, dersanelerden, sınıflardan
elişi kağıtlarının gereksiz parlaklığından
öğretmeninin gözlerinden çık
çık üniversiteden, bilim adına öğretilen safsatadan,
öğretim görevlisinin sana önerdiği kendi kitabından,
resmi ideoloji kürsülerinden, intihallerden çık
çık postaneden, nüfus müdürlüğünden, vergi dairesinden
meclisten, yargıtaydan, danıştaydan, sayıştaydan
sadece çık
başka bir şey yapmayı düşünmeden
çık hastahanelerden
satılık doktor reçetelerinden
bıçak paralarından
kan kokusunu seven cerrahlardan
hırsız eczacılardan
hastalardan nefret eden hemşirelerin suratlarından çık
çık aklının kerhanelerinden
orospu ahlak anlayışının kaypaklığından çık
saygı duy bir orospuya
satılan emekten daha az değerli değildir eti zira
çık karakollarından, polislerinden, kışlalarından, askerlerinden
çık sınırlarda mayına basıp ölenlerin vebalinden
silahlardan, bayraklardan, marşlardan, antlardan, vatanlardan çık
koca bir halkın acılarından, dilinden, kültüründen çık
çık işgal ettiğin yeryüzünden
çık camiilerden, ezanlardan, tarikatlardan, şeyhlerden, müridlerden,
erkek tanrılardan, yalancı peygamberlerden, şarlatanlardan,
din diye sana yutturulan haplardan çık
sömürdüğün kulların hayatlarından çık
çık, yeter ki çık
çık bankalarından, borsalarından, şirketlerinden, sermaye artırımlarından,
hisse senetlerinden, teminat mektuplarından, eft'lerinden, havalelerinden,
kredi kartlarından, gerizekalı ekonomistlerin salak analizlerinden çık
televizyonlardan çık
reklamlardan, markalardan, dizilerden, modellerden, mağazalardan,
deri ayakabı satın almaktan, sürekli değişen telefon modellerinden,
elindeki poşetlerden, tüketerek tükenmekten çık
çık 'onda var bende neden yok'lardan,
taklit etmekten, herkesin yaptığını yapmaktan
başkası olmaya çalışmaktan çık
çık artık midendeki hayvan mezarlığından
mezbahalardan çık
çiftliklerden, hayvanat bahçelerinden, hipodromlardan,
arı kovanlarından, hayvan deneylerinden, parfümlerden,
deodorantlardan çık
çık artık balıkların hafızasından
bu gürültüden, karmaşadan, trafikten,
her şeyin bir fiyatının olduğu bu mezbelilikten çık
çık hayatının güvenliğinden
paranın sağladığı sahte güvenden çık
ter kokmayan temizliğinden çık artık
yeter ki çık
nereye girdiğinin hiçbir önemi yok
bu karanlıktan daha aydınlık her yer
sokaklara çık
sıkıldım

1 yorum:

  1. ingilizce yazmak durumundayım, nedense daha doyurucu geliyor bana şu edeceğim cümle:

    you can see where we are!

    YanıtlaSil