3 Mayıs 2010 Pazartesi

ÇIRILÇIPLAK KAYADA

kalktığımda yataktan
nefretle bir küfür savurdum
olamadığım yerler için
hiç göremeyeceğim kadınlar için değil sadece
görüp de sevişemeyeceklerim için de
içip sarhoş olmadan küfredemeyeceğim şehirlerin
otel odaları için de
aç karnına içtim bir şişe bira
sabah küfrünün üstüne en iyi giden şeydir bira
gözlerine fer gelir açılır dimağın
daha sunturlu küfürler edersin

yine yoktu mutfakta bir şey kahvaltılık
bira dolu dolabımdan iki yumurta indirdim mideme
ve çıktım dışarıya
ne yöne gideceğimi bilmeden yürüdüm
sataştım sağa sola
bindim otobüslere
indim neden sonra
yürüdüm uzun uzun
bir yokuşu tırmandım yandı kaslarım
bir kadına üzüldüm
arkadan çarpmış bir arabaya
elinde telefonu burnundan sızan kana şaşırdım incecik
ayrıldım oradan hemen
hayatın tesadüflerle yarışan kötü şansına bulaşmamak için
çıktım şehrin dışına
bir tarlada yürüdüm çıplak ayakla
toprağın kokusu böyleydi evet
kuşların sesi
çırılçıplak soyundum oracıkta
kasıklarımı tutarak bir kayaya uzandım
karıncalar geldi geçti yanımdan
terim kurudu yüzümde tuz oldu ve konuştum
en yakın yıldızla kimsesizlikten çıldırmamak için
jeff back tıngırtıları kulağımı tırmaladı kente bakarken oracıkta
esmer kürt kızlarını hayal ettim kentteki
evlilik hayali kuran annelerini
tepemde güneş
ayaklarım çıplak orada öylesine savunmasız
amaçsız yatmak
bir son için güzel bir başlangıçtı belki de
ama yoktu elimde silahım

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder