6 Şubat 2010 Cumartesi

SIRADAN BİR GÜNDÜ

sıradan bir gündü
sıradan cinayet haberleri gazetelerin üçüncü sayfasında beyaz kâğıtları renklendiriyordu sadece
sıradan bir adam sokakta yürüyordu, siyah paltosunun cepleri ıvır zıvırla doluydu
sıradan şarkılar çalıyordu radyoların bilinen dalga boylarında
sıradan bir kadın ağlıyordu nedenini kendi de bilmeden, bilse de kendine bile itiraf etmeden, etse de bizim anlayacağımız cinsten
sıradan bir ırmak gri akıyordu kenarındaki cesetten habersiz
sıradan sıkıntılar berber koltuklarında dillendiriliyordu: dinadamlarının seks hayatları neden çok renkliydi
sıradan bir yazar korkularını tezgahlıyordu aklının işportasında
sıradan bir kapı açılıyordu az sonra sevişecek iki kadın giriyordu içeri
sıradan otel odalarının yataklarındaki sperm, kirli çarşafların tek nedeni değildi
sıradan çocuklar doğuyordu kanrevan içinde
sıradan yemekler yeniyordu bıkmadan usanmadan
sıradan bir kız ince bileklerini kesiyordu jiletle, bembeyazdı kanı ve kemikleri görünüyordu bileğinin
sıradan bir gemi paslanıyordu okyanusun ortasında
sıradan bir oğlan babasından nefret ediyordu, babasına daha çok benzeyerek her geçen gün
sıradan bir tanrı bir başka tanrıya pusu kuruyordu kalleşçe
sıradan boşvermişlikler birbirini kovalıyordu dolgun maaşları ile
sıradan şişkin egolar hayatları zehirliyordu
sıradan bir mazarlıkta iki adam birbirini beceriyordu
sıradan bir cesete ilk kurt düşüyordu
sıradan ağaçlar isimsiz bir ormanı onurlandırıyordu
sıradan bir oyuncu yalan söylüyordu sahnede
sıradan sıkıntılar yaşanıyordu ev içlerinde, pazar ertelerinde
sıradandı bugün ne pişirsemler
sıradandı parasızlık
sıradandı sabah elbesilerini giyinmenin bir intihar nedeni olduğu saçmalıklar
sıradandı günler
sıradandı güneş ve gece
sıradandı ölüm, şeytan ve suç
sıradandı sonsuzluk
sıradandı tanrı
sıradandı her şey
sıradışı olan tek şey ise ekmeğe benzeyen ayaklarındı senin

fazıl tar

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder