18 Ocak 2010 Pazartesi

ÖFKELİ DENİZİN AÇIKLARINDAN DEMİR ALDIM DA YANAŞTIM LİMANINA USULCA

sevgilim
hatırlıyor musun
o erken
ve ıslak
maskeli geceyi
deniz bizi
pencereden izliyordu
çıplak bedenlerimizle yaktığımız ateşi görüp
sanki kıskançlık nöbetleri geçirerek
kabartıyordu dalgalarının kırbaç seslerini
borana tutulmuş denizin sesini
gergin derilerimizle bastırıyorduk hani

kentin büyük bir çoğunluğu söylenenin aksine sürekli tedirgin ve mutsuzdu belki ama, biz yine de üst üste sevişiyorduk geçmiş bomboş yıllarımın ardına yatırdığım karbon kâğıdı pişmanlıklara inat ve bembeyaz bir intikam sessizliğindeki kırmızı hırslara bürünerek... başım süt liman bacaklarının arasından başlayarak temize çekiyordu tutarsızlıklarını, vazgeçişlerini, geleceğini... ya sen; yok edilmiş bir medeniyetin Âni'den çıkagelip asice akan suyu gibi isyan ederek istemsizce titriyordun sarsılarak...

yağmur pencere camlarının dışındaydı
o erken ve ıslak
maskeli gece başladığında
güneş doğarken
ıhlamur kokulu terlerimizdendi
pencere camlarının içindeki buğu


fazıl tar

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder