29 Ekim 2009 Perşembe

En iyi dost

nerelere gitmedik ki seninle birlikte sevgili dostum
seneler boyu hiç ayrılmadan

şehrin tüm izbe sokaklarını birlikte adımladık
mahalle içlerindeki kadınsız balkonları birlikte süzdük seninle

şehrin tüm parklarındaki banklarına oturup
tüm köprülerinin korkuluklarına birlikte tutunduk

güneşin doğuşunu izlemeye giderken sabahları birlikte sustuk
akşamları ikimizde kızıldık batışında güneşin

o hiç sevmediğimiz sıkıntılı öğleden sonralarında
zaman hızlansın diye koşarak gittik her yere

geceleri birlikte acıdık kaldırım orospularına
kendimize acıdığımızdan fazla

neler yapmadık ki birlikte biz sevgili dostum
seneler boyu hiç kopmadan

gökyüzündeki maviye özenip esrar da içtik
sırf denizi görüyor diye gidip inşaatlarda da çalıştık

kimse ile kavga etmedik bir tek
polislere attığımız taşları saymazsak

her gün aynı gazeteyi okuyup birlikte içtik çayımızı
hatta kızların peşinden birlikte koştuk yıllar yılı

yalanlara inanmadığım için değil
korktuğumdan götürmedim seni hiçbir camiiye

işte bu yüzden senden hiç ayrılmadım
çünkü sen benim en iyi arkadaşımdın
ve beni hiç bırakmadın
sevgili ayakkabım

fazıl tar

1 yorum:

  1. Yazıyı okurken içinden ''ne güzel, çok güzel, hayret böyle bir dostluk hala yaşamını sürdürebilir mi şu zamanda...'' diye düşünmek, böyle bir dosta sahip olduğun için senin adına sevinmek... Son cümleyi okuyana kadar hayli güzel duygulara kapılmak, ama son cümleyle birlikte biraz burkulmak, ama yine de hafif bir tebessüm etmek... Ayakkabı da olsa güzeldi:)

    YanıtlaSil