23 Temmuz 2009 Perşembe

Seni kendi bedenimle aldatıyorum her gece

Seni sevmek, sana imkansız mektuplar,
romantik şiirler yazmak,
sende, yaşamadığım asil bir ruhu özlemek isterken
ve hayatımı yeniden güzellikle yaratmayı düşlerken
aklımda vücudun, kasıkların, kolların,
kalçalarının hayali var sadece...

Kendimi her an seni arzularken yakalıyorum.
Normal bir şey değil bu biliyorum.
Sana olan bağlılığımın,
güvenimin,
aklına duyduğum hayranlığın,
arzulara, şehvete, sarılma hissine ve
nihayetinde sana hoyratça sahip olmaya kadar insafsızca varması
beni kahrediyor...

Ama o kadar çok istiyorum ki seni,
seni kendi bedenimle aldatıyorum her gece.
Evet kendi bedenime dokunup, kalçalarımı, kasıklarımı, göğüslerimi haşince hırpalıyorum,
kendi erkekeliğime zarar veriyorum seni düşünürken.

O bir kadının erkeği mutlu etmek için yaratılmış
zevk tuzaklarıyla donanmış sapkın çıplak vücüdu sen de şekil bulurken yalnızlıktan ve sensizlikten parmaklarımı orama burama sokuyorum.
Kendimden intikam alırcasına seni arzuluyorum.
Bir daha bir daha boşalırken anlıyorum ki
sen olmadan asla tatmin olamayacağım aslında.
Sensiz boşalmalarım boşuna...

Çünkü bu açlığım,
bu seni arzulama ve içime çekme refleksim,
seni hoyratça ve sertçe kullanma güdüm,
bu engelleyemediğim içine girme ve sana acı çektirme isteğim
sen olmadığın sürece
bana dönüp dolaşıp tekrar gelecek aynı acılarla.
Sadece seninle olursam bu hasret,
bu aşk özlemi,
bu tatmin olmaz arzularım teskin olacak biliyorum.

Çünkü sen;
bir bedenden,
bir vücuttan,
istekli dudaklardan,
şehvetli ağzından,
güzel dilinden,
güzel yüzünden,
boynundaki ihtiraslı duyarlılığından,
omuzlarındaki cisellikten,
göğüslerindeki çekimden,
karnındaki karşı konulamazlıktan,
kalçalarındaki çıldırtıcı sahip olma isteğinden,
kasıklarındaki yaratıcılıktan ve mutluluk çemberinden
çok daha fazlasısın.

Sana sahip olma ihtimalimin çok az olmasına rağmen,
bu imkansızlığın seni bana daha çok çektiğini,
sana karşı duyduğum hazzı daha da arttırdığını
içten bir acı ile hissediyorum.

Sen başıboş rüzgarların fırtınaya döndüğü
yamaçlarda beni duldasına alan güçlü bir korunaksın.
Sen küçük harflerle attığım imzalarımın
varacağı son adressin,
Sen çok uzakta hiç görmediğim ama hep bildiğim
mutluluğumsun.
Sen yağmursun,
yeniden yaratan.
Sen öpücüksün hayata beni tekrar bağlayan,
ıslatan,
emzirip başımı okşayan.

Seni kendi bedenimle aldatıyorum her gece...
Seni düşünürken kalçalarımı,
kasıklarımı ve göğüslerimi hırpalıyorum.
Kendi erkekliğime zarar veriyorum.
Çünkü ancak senin ruhun tatmin edecek beni,
boşalmalarım boşuna...

Biliyorum artık ben asla özgürlüğü olmayan bir erkeğim.
Hazlarım ve arzularım her dile gelişinde
bir yoksunluk duyarak mutsuzluğa sürüklenirken,
özgürlüğümden kaybedeceğim.
Sana kavuşamadığım için,
seni istediğim için,
beni istediğini bildiğim için ve
ancak seninle tatmin olabileceğim için.

Yılların bana işkence eden hoyrat yalnızlığından
ancak senin ruhunun desteği ve
yaratıcı kasıklarınla kurtulacağım biliyorum.

O gün gelene kadar
seni kendi bedenimle aldatacağım her gece...

Seni düşünürken kalçalarımı,
kasıklarımı ve göğüslerimi hırpalayacağım.
Kendi erkekliğime zarar vereceğim.
Çünkü ancak senin ruhun tatmin edecek beni
boşalmalarım boşuna...

1 yorum: