3 Ağustos 2008 Pazar

Seni Seviyorum



Fazıl Tar

1998 Temmuz'unda askeri birliğimiz yaz aylarında artan gerilla hareketlenmelerinden dolayı stratejik bir üs olan bir dağbaşındaydı. Sürekli sıcak çatışma riskinin olduğu bölgenin özelliği, ülke dışından gelmesi engellenemeyen gerillaların geçiş güzergahının dulunduğumuz yerle kesişiyor olmasıydı.

Bulunduğumuz yer tamamen yalıtılmış bir bölgeydi.Tabur olarak kalıyorduk orada ve yaklaşık 5oo askerin ihtiyaçları stoklarla sınırlıydı. Sivil haberleşme de mevcut bir uydu telefonuydu sadece.

Telefonun kullanımı kurallarla sınırlıydı elbette.Subaylara telefonu kullanma sırası 15 günde bir geliyor ve 3 dakika konuşma hakkı tanınıyordu.



Dondurucu, bitmeyen ve stresli gecenin sonunda sabah yatma vakti gelmişti. Telefon sırası bizim bölükteydi uykusuz ve yorgun erkekler olarak heyecanlıydık hepimiz.

Telafonu bulunduğumuz yerden yaklaşık bin metre uzaktaki başka bir dağda kullanabiliyorduk yalnızca. Sadece orada çalışıyordu telefon ve oraya yürümek zorundaydık. Bölük Komutanı yüzbaşı, bölüğün diğer rütbeli subayı Üstteğmen, takım komutanları ve ben üç Asteğmen, ayrıca habercilerimizle birlikte yola çıktık.



Sonunda ulaştık. Emniyet nedeniyle bir kayanın arkasında birer metre arayla oturmuş ailelerimiz ve sevgililerimizle konuşuyorduk. Sert erkeklerin en kırılgan halleri kelimelere dökülüyordu. Seslerinin tonu, neden segilimin kollarında değil bu Allahın belası yerdeyim diyen bir hüzünle boyanıyordu. Seçtikleri kelimeler en ahlaksız sevişmeleri yaşarken kullandıklarından ziyade uzak bir akraba ile konuşurken kullandıklarındandı.

İki hafta boyunca üç dakikalık konuşmalarının planını ve hayalini kurup başkalarının yanında olduklarından istemedikleri kelimeleri seçmeleri şu kısacık üç dakikayı mutsuzca uzatıyordu. Sonuçta hepimiz çocuktan farksız erkeklerdik ve bize duygularımızı pervasızca haykırmamamız öğretilmişti mutsuzduk hepimiz.




Ve sıra bana gelmişti. Diğer dört subayın birbirini taklit eden ve diğerlerinin konuşmaları dinlemekten utanma rolü yaptığı sinirbozucu gergin ortam umrumda değildi hiç. Benim sevgilim farklıydı,diğerlerinin sevgililerine benzemezdi, benim sevgilim yeryüzünün an nadide "Elmas"ıydı. İçinde bulunduğum trajik ve bir o kadar dramatik durumun sevgilimin beklediği kelimeleri engellemesine ve karşılıklı hayal kırıklığına yol açmasına izin veremezdim.

İlk cümlemi hiç unutmadım beyaz kartalların gezdiği keskin uçurumlarda yankılanmıştı haykırışım. Seni seviyorum. Üç dakika boyunca ancak sevgi cümleleri dökülmüştü ağzımdan diğerlerinin yüzlerini kızartan. Bilmem hatırladın mı?

1 yorum: