Kayıtlar

Bir Mayıs

Resim
İktidar ve toplum tarafından yaşam adı verilen bu şiddet cangılında sana biçilen rolleri oynamaktan ne zaman vazgeçeceksin? Ailede sorumluluk sahibi anne-baba, okulda başarılı öğrenci, orduda kahraman asker, iş yerinde çalışkan eleman, ülkede vergisini veren dürüst vatandaş, toplumda ahlak sahibi ve namuslu, ahirette samimi müslüman. Velhasıl kapitalist ilişkiler sistemi içinde kazanma hırsının, mülkiyet duygusun hissizleştirdiği sürekli tüketmeye doğaya ve diğer canlılara zarar vermeye endeksli yaşamaktır aslında sana dayatılan. Devletin ve şirketlerin kontrolünde yapacakların ve yapamayacakların anayasa denen bir diktatörlük manzumesi tarafından belirlenen sistemin gönüllü bir esirisin sen. Bütün iktidarlar kötüdür ve seni tutsak eder; aileni terket, okulu as, fabrikayı işgal et, devleti parçala,suçu ve suçluyu öv, evlenme seviş, tanrıyı öldür, vegan ol. Bu sistemi terket, kendi ilişkiler ağını kur. İşte o zaman sistem çökecektir. Asıl isyan ve devrim o zaman gelecek ve özgürleşeceks...

Gelecek Yok

Resim
Sabah erkenden kalkıyordum. Çok erken ama, henüz hava aydınlanmadan, kuşlar ötmeye başlamadan, kirler görünür olmadan, dünyanın gürültüleri kapılardan ve pencerelerden içeri sızmaya başlamadan önce. İlk işim tuvaleti ziyaret oluyordu, kendimden intikam alırcasına dişlerimi fırçalıyor, ihtiraslı bir şekilde dişlerimin parlaklığı için uğraşıyor sonra da diş macununun diş etlerimin kanına bulanmış kırmızımsı köpüğünü lavaboya tükürüyordum. Gözüm saatte zamanın dolmasını bekleyen acelecilikte üzerimi giyinip evden çıkıyordum.   Artık hazırdım. Bir işim vardı ve işe gitmek için dışarıdaydım. Günün parçalı ışıkları sessizce aydınlatmaya başlarken sokakları, acınası ve sürekli aç birkaç kedi ve köpek çöpleri karıştırıyor olurdu hep. Aklımı boşaltmaya çalışıyordum, ama hep aklıma geliyordu yarın da tam bu saatlerde bu sokaklardan işe gidecek oluşum, yarın da üşümesin diye ellerini ceplerime sokacaktım, yarın da önünden geçtiğim meyhanenin fotoselli lambası tam altından geçerken yanacak ...

CORVUS BRACHYRHYNCHOS

Resim
kakafonik bir çığırtkanlık ama sessizliğin ortasında renksiz gökyüzünün altında numaralandırılmamış sade bir beni özlüyor başka bir ben tüm pikseller mil çekmiş gözlerime sanal bir sansürün tutsağıyım

SON YOLCULUK

Resim
şehrin ortasından geçen otoyolda  solladığımız celep kamyonunun karasöründe bir inek uzatmış başını güzel gözleriyle  bana bakıyordu bana bakıyordu bana bakıyordu

BU KENT

Resim
boncuklar sallanır, bulutlar örter köpekler gül bahçesine işer bir çocuğun kafasını koparır cani dondurma külahından bir ısırık alır gibi okyanus bir gelip bir giderken anlamsız bir ayın esaretinde. C.B. Yine her şey bulanık gelmeye başladı dünyada. Hiçliğin ve anlamsızlığın yıldız tozlarında nefes alamıyorum. Yaşamak hep bir trajedi gibi sanki, o yüzden trajediyi kah bir melodrama kah bir münzeviliğe çevirmeye çalışıyoruz boş uğraşlarla. Acıyla yaşamanın imkanı yok aslında.   Dünyayı hiç sevmedim sanırım sevemeyeceğim de. Kentler ve kalabalıklar sürgit yalnızlığıma yeni anlamlar kazandırıyor. İnsanın ve uygarlığın olduğu yerde mutsuzluğun olduğunu da, insan eliyle grileştirilen bu yenilginin içindeki hüznü seviyordum eskiden, severdim, seveceğim diye umuyordum ama, olmuyor. Kendimi işgal edilmiş gibi hissediyorum. Bir buhran, sözleşilen saatlerini hiç sektirmeyen dakiklikte bir düşman gibi üzerime fırlatıyor oklarını...  Martıları izliyorum bir de hızlıca a...

SATILIK

Resim
Fahişesiyim emeğimin Satıyorum çünkü onu ben de Beş para da etmiyor kilosu üstelik Ve korkarım onura verilen anlam Hiçbir zaman sorgulanmayacak Uygarlığın aşağı yukarı  Devlet demek olduğunun  Ayrımına varılmadıkça

Serzeniş

Resim
İnsan biraz suya benzer bence sosyolojik olarak içinde olduğu şeye benzemeye, onun şeklini almaya, önüne gelen ilk zayıf bentten akmaya ve ilk yarıktan kaybolmaya çalışan. Bunda başkalarına benzeyip görünmezliğin savunmasına sığınmak kadar sistemin bir dayatması  da var gibime geliyor. Birbirimize benzeyerek daha kolay var olabileceğimiz, sorunsuz bir hayat yaşayabileceğimiz bize öğretiliyor. Su yatağını bulur sözünü hem bir kaderi çağrıştırdığı için hem de birleşik kaplar yasası gibi bizi maddeleştirip kanunların dışına çıkmamamız gerektiğini dayattığı için sevmem. Bazı insanlar için geçerli değil tabii bu durum. O kadar az ki bu tür insanlar ve toplumun içinde birer sabun köpüğü gibi sönüyor etkileri. Bazan insanların yapış yapış derisi ve kokusu itici geliyor bana fena şekilde. Etrafına bakıp faydacı bir mantıkla yaşayan insanlara katlanıyor olmak, birlikte yaşıyor olmak ve onlardan birine dönüşüyor olmak korkunç. Çünkü hepimiz zayıf, kibirli, kendimize odaklı, akacak bir delik...