Kayıtlar

HİÇBİR ŞEY DEĞİŞMİYORSA

Resim
gün aydınlanmıyor! günlerin aydınlığı pencerenin genişliği ile kısıtlı geçmişimiz nereye gidiyor nerede unutuldu gelecek öylece beklemek olmamalı zaman dediğimiz şey yaşlanmak olmamalı çık evinden, işyerinden, bürondan, ofisinden, toplantı odalarının sıkıntısından, müdürün karşısındaki pespayeliğinden çık, çık fabrikandan, tekstil atölyenden, son ütücünün terinden, işçinin emeğinden çık çık sahte tebessümlerden, yardakçılıktan, yalakalıktan, yağdanlıktan beklentilerinden çık çık 'bir gün işimize yarar'lardan, 'ne me lazım'lardan çık çocuklarının hayatından annenin sevgisinden babanın maaşından ailenden çık çık okullardan, dersanelerden, sınıflardan elişi kağıtlarının gereksiz parlaklığından öğretmeninin gözlerinden çık çık üniversiteden, bilim adına öğretilen safsatadan, öğretim görevlisinin sana önerdiği kendi kitabından, resmi ideoloji kürsülerinden, intihallerden çık çık postaneden, nüfus müdürlüğünden, vergi dairesinden meclisten, yargıtaydan, danıştaydan, sayıştayd...

SAZAN

Resim
kocaman bir sazan yakaladı adam sapsarı adamın sakalları kül rengi sakallarından sızan yoksulluk kirli ellerine yakışıyordu bir tek küçük bir tenekede yaktığı ateşin üstünde isli bir demlik ve çay ve sigara ve ekmek ve umut kocaman bir sazandı çırpınıyordu kocamandı ağzı dudakları dudaklarının kenarından sızan kan kırmızıydı belli belirsiz bir neşeden çok serileşen hareketlerinden heyecanı anlaşılıyordu adamın mutluydu hatta balığı da seviyordu galiba balık da balıkçıyı seviyor muydu acaba

GERDANIMDAN KAN DAMLIYOR

Resim
Şimdi neredesin? Kısaltılmış ömürleri çoğaltan hüznünü kiminle damıtıyor karnın? Saçlarında gezinen soru işaretlerini sonunda anlayabilecek birileri ikna etti mi onların ünlem olduğunu sana? Hangi yılgın özürler kapasiteni aşamayacak şimdi karar verdin mi? Sessizce dokunuyor artık sana aynadaki aksin, duvardaki yazıların, dizlerindeki güç farkında mısın? Hangi kitabın arasında arıyorsun kendi ellerini? Tam yolun ortasında uzanmış ölmeyi beceremeyen bir yılan gibi akıyor gözyaşların kalbinin köşelerinden durdurabiliyor musun? Artık çok geç, kendi zehirinle ölemeyecek kadar büyüdü direncin katılaştı gözyaşların görebiliyor musun? minüskül harflerle fısıldıyorum içlendiğimi narin bir gözyaşı damlasının kulağına, sadece senin hüznüne kulak kesilmiş duymuyor ki beni...

BEKLENTİLER

Resim
cetvelle çizilmiş gibi dümdüz caddelerin simetrisi oldum olası huzursuz eder beni. yemekten hemen sonra yıkanan bulaşıklar gibi kuralları ve sıkıntıyı hatırlatır ve bu düzeni onaylayan gizli bir hayranlık yatar içlerinde sanki. ne de güzeldir yağ teneklerine ekilmiş kasımpatı ve küpeçiçekli evlerin önünde atletleri ile oturmuş rakı içen adamların küfürlerine sinen neşe. işsiz oğulları için endişe eden annelerin sıkıntıyla sigara içişlerindeki komşu ahbaplığını hiçbir takım elbiseli mesai arkadaşlarının gözlerinde göremezsiniz. ah be şu tembelliğime ısırgan otu gibi batan sorgucu beklentiler: defolun gidin defolun gidin defolun gidin!

AKŞAMÜZERİ

Resim
biraz yürümek için çıktım dışarı akşamüzeri ağrıyan sağ ayak bileğime belki iyi gelir diye birazda sıkılmıştım zaten evde oturmaktan geniş caddeli bir kaldırımda oturdum sonra aylak aylak kaldırımlar geniş değildi pek iş çıkışı evine yetişmeye çalışan bir baba aceleyle yürüyordu ekmeğin ucunu geveleyen esmer küçük bir kız gülümsüyordu köşedeki taksici abartılı jestlerle konuşuyordu hayatı paylaşıyordu henüz sıcaklığını kaybetmemiş bir rüzgar sırtımda temiz giyinmiş genç bir kız geldi yanıma vurgularından ezberlenmiş olduğu belli sözleri tekrarlamaya başladı yüzüne yapışmış sahte bir gülümseme ile yoksul bir öğrenci için harç parası talep ediyordu mümkünse yardım etmek ister miydim büyük bir ihtimalle yalan söylüyordu ama kitap ayraçları tutan elleri titriyordu belli belirsiz yoksulluğunu saklayamayan gözlerini alıp gitti sonra kırık bir gülümsemeden başka verecek hiçbir şeyim yoktu çünkü ona kalktım ve eve doğru yürüdüm yanımda göndere asılı bayrağı ile büyük bir alışveriş merkezinin b...

SIZI

Resim
varlığın karşısında kendimi küçülttükçe sana olan aşkımı büyütüyorum çaresizce dudaklarının kenarından belli belirsiz sızan bir damla gibi kanıyorum tükür beni!

LEYLEK

Resim
portakal bahçelerinin yanından geçerken bisikletimle leyleklere rastladım bugün sonbahar geliyor dedim işte kendi kendime bitti hayatımın en güzel yazı başlıyor felaket sonbaharı hiç olmadığı kadar yakındı leylekler yeryüzüne bu sefer bisikletimin üstündeydim yavaşladım görünce onları güneş kırmızıydı ve sanki takip ediyordu beni yol boyunca avuçlarımın içindeydi adeta uzatsam elimi dokunacak kadar büyük çam ağaçları vardı yol kenarına gelişigüzel serpiştirilmiş leylekler birer ikişer üzerlerindeydi parlaklığını kaybetmiş tüyleriyle ağır çekim kanat çırpıyorlardı yer kapma telaşıyla kırmızı güneş avuçlarımdan kayıyordu yavaş yavaş portakal bahçeleriydi her yer uzun asfalt yol hâlâ sıcaktı portakal bahçelerini asfalttan ayırıyordu dikenli teller dikenli teldendi çitler hiç bitmiyordu kafalardaki sınırlar uzanıp yatmak istedim toprağa boylu boyunca her yer dikenli çittendi giremedim hiçbir yere kırmızı bir güneş batıyordu ağır ağır leylekler tüneyecek yer arıyordu kanat çırparak kararıyo...